Atomun Sağlamlığı Ve Gücü Allah'ın Ayetlerindendir
Atomlardan meydana gelen bir vücutla, havadaki atomları soluyor,
besinlerdeki atomları yiyor, suyun atomlarını içiyorsunuz. Gördükleriniz
ise gözünüzdeki atomlara ait elektronların fotonlarla çarpışmasından
başka birşey değil. Peki dokunarak hissettikleriniz? Onlar da cildinizdeki
atomların eşyalardaki atomları itmesinden ibaret... Elbette
bugün birçok insan, bedeninin, evrenin, dünyanın kısacası her
şeyin atomlardan oluştuğunu bilmektedir. Ama belki de bugüne
kadar "atom" ismini verdiğimiz varlığın nasıl bir sisteme
ve sağlamlığa sahip olduğunu düşünmemiştir.
Oysa insan bu kusursuz sistemle hayatı boyunca iç içe yaşamaktadır.
Üstelik bu öyle bir sistemdir ki, yalnızca oturduğumuz koltuğu
oluşturan trilyonlarca atomdan her biri, üzerine kitap yazılabilecek
bir düzenliliğe sahiptir. Ve bu düzen çok ciddi bir müdahale olmadıkça,
doğal şartlarda asla bozulmadan varlığını sürdürmektedir.
Atomun İçindeki Düzen
Her atom, bir çekirdek ve çekirdeğin çok uzağındaki yörüngelerde
dönüp-dolaşan elektronlardan oluşmuştur.
Elektronlar tıpkı Dünya'nın Güneş çevresinde dönerken, aynı zamanda
kendi çevresinde dönmesi gibi, atom çekirdeğinin çevresinde dönen
parçacıklardır. Aynı, gezegenlerde olduğu gibi bu dönüş, bizim
yörünge adını verdiğimiz yollarda, çok büyük bir düzen içinde ve
hiç durmaksızın gerçekleşir.
En güçlü mikroskopların bile göremeyeceği kadar küçük bir alanda
dönüp-duran onlarca elektron, atomun içinde çok karışık bir trafik
yaratır. Burada dikkat çeken en önemli nokta, çekirdeği elektrik
yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan bu elektronların atomun içinde
en ufak bir kazaya yol açmamalarıdır. Üstelik atomun içinde yaşanacak
en ufak bir kaza atom için felaket olabilir. Ama böyle bir kaza
asla gerçekleşmez; tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir
sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000
km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle
bir kez bile çarpışmazlar. Birbirlerinden herhangi bir farkları
bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları,
son derece hayranlık uyandırıcıdır.
Tıpatıp birbirlerinin benzeri olan elektronların niçin çekirdek
etrafında farklı yörüngelere sahip oldukları, bu yörüngeleri nasıl
şaşmadan takip ettikleri, akıl almaz küçüklükteki boyutlarda akıl
almaz büyüklükteki süratleriyle nasıl çarpışmadıkları soruları
bizleri tek bir noktaya götürür. Bu eşsiz düzen ve hassas dengede
karşımıza çıkan tek gerçek Allah'ın kusursuz yaratışıdır. Rabbimiz
bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi
gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın
sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml
Suresi, 88)
Atom, ayette bildirildiği
gibi Allah'ın 'sapasağlam ve yerli yerinde' yaratmasıyla görev yapmaktadır.
Atom içindeki elektronlar Allah'ın kendileri için belirlediği yörüngelerde
–ayette bildirildiği gibi "yerli
yerinde"- hiç durmaksızın dönerler. Yerlerinde en ufak bir
sapma olmaz. Ayrıca evrene baktığımızda var olan herşeyin zamanla
bozulmaya uğradığını, dış etkilerle yıprandığını, aşındığını, kırılıp
bozulduğunu görürüz. Herşeyin temel yapıtaşı olan atomda ise böyle
bir bozulma –özel müdahalelerle gerçekleştirilen nükleer reaksiyonlar
dışında- asla görülmez. Atom, Rabbimiz'in ayetinde bildirdiği gibi "sapasağlam" yaratılmıştır.
Atom Çekirdeğindeki Muazzam Güç Atom
çekirdeği proton ve nötronlardan oluşur. Peki bir atomun çekirdeğini
oluşturan tüm bu parçacıkları bir arada tutan güç nedir? İşte
çekirdeği bir arada tutan ve fizik kurallarının tanımlayabildiği
en şiddetli kuvvet olan bu kuvvet, "güçlü nükleer kuvvet"tir.
Bu kuvvet, atomun çekirdeğindeki protonların ve nötronların dağılmadan
bir arada durmalarını sağlar. Atomun çekirdeği bu şekilde oluşur.
Bu kuvvetin şiddeti o kadar fazladır ki, çekirdeğin içindeki protonların
ve nötronların adeta birbirine yapışmasını sağlar. Bu yapışma kuvveti
protonların ve nötronların birbirlerine istenilen mesafede bulunmalarını
sağlamak için özel olarak tespit edilmiştir. Söz konusu kuvvet
biraz daha yapıştırıcı olsa protonlar ve nötronlar birbirlerinin
içine geçecek, biraz daha az olsa dağılıp gideceklerdi. Nükleer
enerji denilen muazzam güç ise, çekirdekteki bu yapıştırıcı
kuvvetin serbest bırakılmasıyla ortaya çıkar. Çekirdek büyüdükçe
nötron-proton sayıları ile bunları birarada tutan kuvvetin büyüklüğü
de artar. Büyük bir çekirdekte, protonların ve nötronların birlikteliğini
sağlayan bu kuvveti serbest bırakmak son derece zordur. Parçacıklar,
birbirlerinden ayrıldıkça, tıpkı bir yay gibi, daha büyük bir kuvvetle
bir araya gelmeye çalışırlar. Bu öyle bir kuvvettir ki yerçekimi
kuvvetinin değerinden yaklaşık 1038 yani "yüz milyar kere
milyar kere milyar kere milyar " kadar daha büyüktür. (www.britannica.com/eb/article-60735)
Üzerinde bir oynama yapılmadığı zaman kimseye bir zararı yoktur,
ama insan müdahalesiyle milyonları öldüren bir güç haline gelebilmektedir.
Atom Çekirdeğindeki Gücün Korunması Atomun
çekirdeğinde bulunan ve milyonlarca kişinin hayatını tehlikeye
sokabilecek olan bu olağanüstü kuvveti, "fisyon" (nükleer
parçalanma) ve "füzyon" (nükleer kaynaşma) tepkimeleri
diye adlandırılan iki teknik işlem açığa çıkarmaktadır. Fisyon
adıyla bilinen reaksiyon atom çekirdeğinin bölünmesi, füzyon
isimli reaksiyon ise iki çekirdeğin büyük bir güçle bir araya
getirilip birleştirilmesi olayıdır. Her iki reaksiyonda da çok
fazla miktarda enerji açığa çıkmaktadır. Fisyon
adı verilen tepkime, atom çekirdeğinin parçalanmasıdır. Fisyon
deneylerinde bilim adamları uranyum çekirdeğine, büyük bir
hızla nötron göndermişler ve bunun sonunda çok ilginç bir durumla
karşı karşıya kalmışlardır. Nötron, uranyum çekirdeği tarafından
soğurulduktan (yutulduktan) sonra, uranyum çekirdeği çok kararsız
duruma gelmiştir. Burada çekirdeğin "kararsız" olması
demek, çekirdek içindeki proton ve nötron sayıları arasında fark
oluşması ve bu nedenle çekirdekte bir dengesizliğin meydana gelmesi
demektir. Bu durumda çekirdek, meydana gelen dengesizliği gidermek
için belli miktarda enerji yayarak parçalara bölünmeye başlar.
Ortaya çıkan enerjinin etkisiyle de çekirdek, büyük bir hızla içinde
barındırdığı parçaları fırlatmaya başlar.
Hareket eden nötron, uranyum kütlesindeki atomların çekirdeklerine
isabet edecek şekilde bombardıman edilir ve bu kütledeki atomlardan
en azından birinin çekirdeğinin iki parçaya bölünmesi yeterlidir.
Bu bölünmede çekirdeğin kütlesinden ortalama iki ya da üç nötron
açığa çıkar. Açığa çıkan bu nötronlar kütlenin içindeki diğer uranyum
çekirdeklerine çarparak zincirleme reaksiyon başlatırlar. Her yeni
bölünen çekirdek de ilk baştaki uranyum çekirdeği gibi davranır.
Böylece zincirleme çekirdek bölünmeleri gerçekleşir. Bu zincirleme
hareketler sonucu çok sayıda uranyum çekirdeği parçalandığı için
ortaya olağanüstü büyüklükte bir enerji çıkar.
İşte, on binlerce insanın ölümüne yol açan Hiroşima ve Nagasaki
felaketlerine, bu çekirdek bölünmeleri sebep olmuştur. Peki dünyamız,
tüm atmosfer, bizler de dahil olmak üzere canlı-cansız her şey
atomlardan oluşmuşken, atomların bu tip nükleer tepkimelere girmelerini,
her an ve her yerde yaşanabilecek Hiroşima ve Nagasaki gibi olayları
ne engellemektedir? Bir toplu iğne başı kadar bir yüzeye yaklaşık
100 trilyon atom sığdığını düşünürsek, tek bir atomun yapısında
meydana gelecek bozulma ile zincirleme nasıl bir reaksiyon meydana
gelebileceğini anlayabiliriz. O halde tüm evreni kısa sürede ortadan
kaldırmaya yetecek böyle bir nükleer reaksiyona engel olan nedir? Nötronlar
öyle yaratılmışlardır ki, doğada serbest halde -bir çekirdeğe
bağlı olmadan- dolaştıklarında "beta bozunumu" diye adlandırılan
bir bozulmaya uğrarlar. Bu bozulma yüzünden doğada serbest nötrona
rastlanmaz. Bu sebeple nükleer tepkimeye girecek nötronlar yapay
yollarla elde edilir. Bu kusursuz
düzeni yaratan, tüm evrenin Yaratıcısı olan Allah her şeyi "yerli yerinde" var
etmiştir. Yusuf Suresi'nin 100. ayetinde bildirildiği gibi "...
Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir
edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur." Allah, atomu
içindeki bu muazzam güç ile beraber yaratmıştır ve bu gücü de olağanüstü
bir şekilde kontrol altında tutmaktadır. Rabbimiz atomu, doğal
halinde asla bozulmayacak bir sistemle var etmiştir. Evrendeki
herşey zamanla bozulmaya uğramasına rağmen atom her an sağlamlığını
korumakta, çekirdek ve çevresindeki yörüngelerde müthiş bir hızla
dolaşan elektronları ile Allah'ın 'sapasağlam' yaratmasını ve hakimiyetini
bizlere göstermektedir.
Bir Kuran Mucizesi: Atom Enerjisi ve Nükleer Fizyon
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi
ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse
nasıl oluyor da çevriliyorsunuz? (Enam Suresi, 95)
Enam
Suresi'nin 95. ayetinde "tane" (elhabbi) ve "çekirdek" (enneva)
ifadeleriyle atomun yarılması, parçalanması ile ilgili bir duruma
işaret ediliyor olabilir. Nitekim "enneva" kelimesinin
sözlük anlamları arasında, çekirdek, merkez, atom çekirdeği yer
almaktadır. Ayrıca ayette tarif edilen dirinin ölüden çıkarılması,
ölü olan enerjiden Allah'ın maddeyi yaratması şeklinde yorumlanabilir.
Ölünün diriden çıkması ise, maddenin atomu hareketli olduğu için
(diri), maddeden enerjinin (ölü) çıkması olabilir. (En doğrusunu
Allah bilir.) Çünkü diri olarak çevrilen "elhayye" canlı
anlamının yanı sıra aktif, enerjik anlamlarına da gelmektedir.
Ölü olarak çevrilen "elmeyyiti" ifadesinin de cansız
anlamı taşımasıyla, enerjiyi ifade ediyor olması muhtemeldir.
Enerji, bilim adamları tarafından iş yapma kapasitesi şeklinde
tanımlanmaktadır. Madde ise yeryüzünde ve evrenin içinde nesneleri
oluşturan malzemedir ve elektron mikroskobu altında görülebilen
hareket halindeki atom ve moleküllerden oluşur. Albert Einstein
20. yüzyılın başında enerji ve maddenin atom seviyesinde birbirleriyle
bağlantılı olduğunu öne sürerek, maddenin enerjiye dönüştürülmesinin
mümkün olabileceğini belirtmiştir. (http://www.physicalgeography.net/fundamentals/6a.html)
Bu durum yukarıda tarif ettiğimiz, diriden ölünün çıkması yani
atom düzeyinde hareketli maddeden enerjinin elde edilmesi olabilir.
Ayrıca "çıkarır" olarak çevrilen "yuhricu" kelimesi,
dışarı çıkarmak, saçmak, dışa doğru çıkarmak, yaymak (örneğin elektrik
dalgalarını) anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla ayette geçen
kelimeler atomdan elde edilen enerji şeklini tarif ediyor olabilir.
(En doğrusunu Allah bilir.)
Önceki
sayfalarda belirttiğimiz gibi günümüzde atomun çekirdeği yarılarak
parçalara ayrılabilmektedir. Einstein'ın teorilerinden yola
çıkan bilim adamları, 1940'larda nükleer fizyon yoluyla maddeden
enerji elde edebilmeyi başarmıştır. Enam Suresi'nin 95. ayetinde "faliku" kelimesi
ile ifade edilen "yarma" fiili de, fizyon kelimesinin
sözlük anlamı olan (atom çekirdeğini) yarıp ayırma işlemini tarif
ediyor olabilir. Bu işlem gerçekleştirildiğinde olağanüstü miktarda
enerji açığa çıkar.
|