Darwinizm'in Karanlık Yüzü: Darwinizm bundan birbuçuk asır önce ortaya atıldı.

Devamı...

Evrim Belgeseli: Bu tanıtım, evrim teorisinin çağımızın temel bulguları tarafından nasıl geçersin kılındığını göstermektedir.

Devamı....

Maddenin Ardındaki Sır: Son bilimsel araştırmalar, algıladığımız dünyanın gerçekliği ile ilgili şüpheler oluşturmuştur.

Devamı...

Mucize Gezegen Dünya: Üzerinde yaşadığımız yerküre, sahip olduğu mucizevi dengelerle, hayranlık uyandıran kompleks bir sistemdir.

Devamı...

Kuşlardaki Uçuş Mucizesi: Kuşlar uçmak için gerekli olan mükemmel bir tasarıma sahiptirler.

Devamı...

Gekonun Ayağındaki Yaratılış Delili: Geko kertenkelesinin ayaklarında ne yapışkan bir madde vardır ne de vantuz.

Devamı...

Devedeki Mucize: "Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı?" (Gaşiye Suresi, 17. ayet)

Devamı...

Kutup Ayılarındaki Tasarım: Kutuplarda yaşamak zordur.

Devamı...

Hücrelerimizdeki Motor: ATP Sentaz

Bu makalemize sizlere dünyanın en gelişmiş fabrikasını tanıtarak başlıyoruz:

Bu fabrika, çok sayıda gelişmiş birimlerden oluşan ve her birimde farklı teknolojik ürünler üreten dev bir tesistir. Ürünlerinin bir kısmını kendi içyapısında kullanır, bir kısmını birbirine monte edip yeni üretim makineleri yapar. Ürettiği ürünlerin birçoğunu da hammadde ve makina olarak dışarıya gönderir. Üretimde en az sarfiyatı yapıp, en yüksek verimi elde eder. Yeryüzünde hiçbir fabrikanın olamayacağı kadar çevrecidir. Atıklarını kendisi yok edip çevreyi hemen hemen hiç kirletmez. Fabrikadaki üretim ve işletim sistemleri mükemmel olarak tasarlanmıştır. Yöneticiler, mühendisler, işçiler, kısacası bütün personel, görevlerini en mükemmel şekilde yerine getiren üstün nitelikli robot ve bilgisayarlardan oluşmuştur. Bu bilgisayar ve robotlar ise, benzerlerine ancak bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğimiz düzeyde gelişmişlerdir.

 

Hücre: Dünyanın En Gelişmiş Fabrikası

Bu fabrikadan her insanda tam 100 trilyondan tane bulunur. Bu fabrika canlılığın temeli olarak kabul edilen hücredir. Bu hücrelerden bazıları o kadar küçüktür ki bunların bir milyon tanesi bir araya gelse ancak bir iğne ucu kadar yer kaplar. Ancak, bu küçüklüğüne rağmen hücre, bilim dünyasının ortak kanaatiyle, insanoğlunun bugüne kadar karşılaştığı en kompleks yapı unvanını korumaktadır. Halen keşfedilmemiş pek çok sırrı içinde barındırmayı sürdüren hücre, evrim teorisinin de en büyük açmazlarından birini oluşturur.

Nitekim ünlü Rus evrimcisi A. I. Oparin gözardı edilemeyen bu gerçeği şöyle ifade eder:

"Maalesef hücrenin meydana gelişi evrim teorisininbütününü içine alan en karanlık noktayı teşkil etmektedir." (A. I. Oparin, Origin of Life, s.196)

Bu konudaki diğer bir itiraf ise, Johannes Gutenburg Üniversitesi Biyokimye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Klaus Dose'ye aittir. Dose, canlı hücrenin oluşumu ile ilgili;

"Yoğun çabalara rağmen son 30 yıldan bu yana canlı hücrelerin oluşumunu açıklayabilecek herhangi bir buluş yapılamadı." (Klaus Dose, "The Origin Of Life: More Questions Than Answers", Interdisciplinary Science Reviews, s.352) diyerek, evrimin canlılığın kökenine bir açıklama getiremediğini itiraf etmektedir.

 

Dünyanın En Küçük Motoru

Şimdi sizlere bu gözle görülemeyecek kadar küçük olan fabrikanın içindeki bir bölümde yer alan bir motordan; “Dünyanın en küçük motoru”ndan bahsetmek istiyorum. Gözle görülmeyen bu motorların her biri birer mühendislik ve mekanik harikasıdır. İşlevleri birbirinden farklı olan bu minik parçaların bize verdikleri ortak bir mesaj vardır: Gözle görülemeyecek kadar küçük bir yapıda var olan böylesine detaylı sanat, sonsuz ilim sahibi Yüce Allah'ın benzersiz yaratışının örneklerinden yalnızca bir tanesidir.

 

Bir Motor Tasarlamak

Yandaki resimde gördüğünüz ilk yapılan motorlardan biri. Bu da bir elektrik motoru. Elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştürmek üzere tasarlanmış. Üzerinde rotor, stator, sargılar, vidalar, yataklar, miller gibi birçok teknik parça bulunuyor. Her bir parçanın bir görevi ve yerleşeceği bir yer var.

Bir an için motoru oluşturan bu ana parçalardan herhangi birinin eksik ya da biraz farklı olduğunu düşünelim ne olurdu? Örneğin motordaki mil daha kısa olsun. Bu durumda motorun çalışması mümkün olmayacaktı.

 

Bizim İçin Tasarlanmış Bir Motor:  ATP Sentaz

Bu motorun bir benzeri vücudumuzdaki 100 trilyon hücrenin her birinde mevcut. Öyle ki tek bir karaciğer hücresinde bu motordan tam 15 bin tane bulunur. Hücrelerimizdeki bu moleküler motor o kadar küçük, o kadar küçük ki; boyu ancak bir milimetrenin 50 binde biri kadar. Çapı ise bir milimetrenin 125 binde biri kadar.(1)

Şimdi, bilimsel adı ATP Sentaz molekülü bu motoru ayrıntıları ile ele alalım. Bunu yaparken amacımız, Allah'ın kusursuz yaratışının delillerini gözler önüne sermek ve Rabbimizin şanının yüceliğinin, O'ndan başka İlah olmadığının bir kere daha anlaşılmasına vesile olmaktır.


“Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir.
O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş,
belli bir ölçüyle takdir etmiştir.“
(Furkan Suresi, 2)

 

ATP: Yaşamın Enerji Kaynağı

Besinlerden elde edilen enerji, hücrenin yaşamını devam ettirmesi için gereken işlemleri yapmada doğrudan kullanılamaz. Bu enerji önce ATP (Adenozintrifosfat) adlı özel bir molekülün içinde paketlenir. Sonra da hücrenin içinde gerçekleşen bütün üretimlerde ve taşıma işlemlerinde kullanılır.

ATP’nin enerji kaynağımız olmasının yanında çok önemli bir rolü daha vardır: ATP’nin üretimi sırasında enerjinin % 60’ı ısı şeklinde açığa çıkar. Bu ısı vücut ısısının oluşumunda rol alır.

ATP tüm canlı hücrelerde enerji taşıma görevi yapar. Bir insan yürürken, konuşurken, nefes alırken, bir balık yüzerken, bir bitki­nin tomurcuğu açarken, bir kuş uçarken, bira maya hücresi bölünürken, bak­teri hücresi çoğalırken, kullandıkları enerjinin hepsinin aynı kaynaktan, yani ATP'den sağlar. Eğer bu molekül olmasaydı; şuan burada bu programı sunuyor olmayı bırakın; gözümü kırpmak için bile enerji bulmaya gücüm yetmezdi.

 

Kusursuz Enerji Üretim Sistemi

Dinlenme halindeki bir insanın günde ortalama 45-50 kg ATP molekülüne ihtiyacı vardır. Ancak ne ilginçtir ki, günün herhangi bir anında bakıldığında vücuttaki ATP miktarı 1 gramı geçmez. Bunun nedeni ATP molekülünün depolanmaması, anlık olarak kullanıma özel paketler halinde hazırlanmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki hücredeki yaşam bu enerjiye bağlıdır. Bu yüzden ATP oluşumu çok hızlı gerçekleşmelidir. Nitekim her saniye vücudunuzdaki yaklaşık 100 trilyon hücrenin her birinde, 10 milyon ATP molekülü hiç durmaksızın üretilir.

Peki bu hız nasıl sağlanır?

 

Gerekli Enerji Miktarı Nasıl Tespit Edilip Üretiliyor?

Hücre içinde enerjiye ihtiyaç olduğu zaman, ATP, bünyesindeki 3 fosfat molekülünden sonda olanı koparır; yani enerji paketinin kapağını açar. Sonuncu fosfatın bırakılmasıyla serbest kalan enerji hücre içindeki işlemlerin kolayca yapılmasını sağlar. Ve bu işlem her an şaşırtıcı bir hızla, hiçbir aksama olmadan devam eder.

Şüphesiz sadece atomlardan oluşan bir molekülün, hücre içindeki işlemler için ihtiyaç duyulan enerji miktarını tespit etmesi ve ona uygun üretim yapması mümkün değildir. Bu üretimin seri bir şekilde gerçekleşebilmesi için en uygun paketleme sistemine sahip olması da tesadüflerin eseri olamaz. Hücreyi de, hücre içindeki her molekülün hareketini ve üretimini de yaratan Allah, ATP molekülünü de en mükemmel şekliyle canlıların hizmetine vermiştir.

 

Hiçbir Formül Kendi Kendine, Tesadüfen Ortaya Çıkamaz

Canlıların bedenlerinde protein üretimi gibi yaşamsal önemi olan kimyasal tepkimeler gerçekleşir. Bir tepkimenin başlaması için enerjiye gerek vardır. Vücudumuzdaki 100 trilyon hücre olduğunu ve her bir hücrede saniye de tam 2.000 protein oluşturulduğunu söylersek (2), enerjiye ne derece ihtiyacımız olduğunu rahatlıkla düşünebilirsiniz. İşte bu enerji ATP ismi verilen özel bir molekülden sağlanır.

Bir ATP molekülü, iki farklı organik molekül ve bunlara zincirlenmiş üç fosfat atomundan oluşur. Organik moleküllerden biri azot içeren adenin; diğeri içinde 5 kar­bon bulunan riboz isimli şekerdir.
ATP molekülünde bulunan enerjinin büyük bölümü içindeki 3 fosfatın arasındaki bağda bulunur. Bu nedenle bilim adamları bu bağı “yüksek enerjili fosfat bağı” olarak isimlendirirler.

 

Yukarıda ATP’yi oluşturan atomların isimlerinin yuvarlaklar içine yazılarak sıralanmasıyla ortaya çıkan şekil görülmektedir. İşte bu şekilde görülen sıralamadaki en ufak bir farklılık bile ATP’nin görevini yapamamasına neden olur. Kâğıt üzerinde yazılmış bir formül gören her insan bu formülün kendi kendine ortaya çıkamayacağını, bunun bir insan tarafından kâğıda yazılmış olduğunu bilir. ATP molekülü de sabit bir formüle sahiptir. Ayrıca şu ana kadar yaşamış insanların tamamında bu sabit formüldeki ATP üretilmektedir. Bu durum ATP’nin zaman içinde, tesadüfen ortaya çıkamayacağını göstermek için yeterlidir. Hiçbir şuursuz tesadüf trilyonlarca insanda aynı formülde bir molekülün oluşmasını sağlayamaz. Böyle bir iddia hem akla, hem mantığa hem de bilime aykırıdır. İnsülini bu formülde yaratan, ne gibi özelliklere sahip olacağını belirleyen, insanın ilk ortaya çıkışı ile birlikte insülini var eden Allah'tır.

 

Dünyanın En Küçük Motoru

Canlıların vücutlarında enzim adı verilen kimyasal maddeler mevcuttur. Bunlar canlıların yaşamı için gerekli tepkimeleri düzenlerler: Tepkimenin daha hızlı gerçekleşmesi için devreye girer ve tepkime sonunda değişmeden kalırlar. İşte bu enzimlerden biri de ATP Sentazdır.

Her ne kadar enzim olarak adlandırsak da aslında o - daha önce de belirttiğimiz gibi - bir çok alt birimden oluşan kompleks bir motordur. Motorun içyapısını incelediğimizde; günümüzde kullanılan endüstriyel motorların mikroskobik boyuttaki bir benzeri karşımıza çıkar.

 

Her Detayı Bir Yaratılış Mucizesi Olan Parçalar

ATP sentaz, üst üste duran iki ana kısımdan oluşur: Bunlardan ilki, motorun üst kısmında, mitokondirinin zarına gömülü biçimde duran şekilde Fo olarak adlandırılan bazal kısımdır. Diğeri ise altta duran mantar şeklindeki F1 olarak isimlendirilen işlevsel kısımdır. Bu iki kısmın arasında Ɛ ile gösterilen yerde ayrı bir bölüm vardır. Bu bölüm motorlardaki şaft gibi 2 kısmı bir birine bağlar.

Şaft ve motorda yer alan 2 kısım tek bir parçadan oluşmaz. Şekilde gördüğünüz alfa, beta, gama yazılı bölümlerin her bir özel bir tasarıma sahip parçalardır.


Alttaki C bölümü de 12 ayrı parçadan oluşur. Allah, bu parçaları bir araya geldiklerinde bir işe yarayacak biçimde birbiri ile uyumlu şekilde yaratmıştır.

 

ATP Sentaz Motorunun Kendi Enerji Kaynağını Temin Etmesi

Mitokondri zarının üst kısmında, taşıdıkları 1 proton nedeniyle + elektrik yüklü hidrojen atomlarından çok sayıda bulunur. Zarın alt kısmında ise proton sayısı üste göre çok daha azdır.

Üst kısmı oluşturan parçaların yanında b2 ile gösterilen ve hayati öneme sahip bir kanal mevcuttur. Kanalın bir ucu protonların yoğun olarak bulunduğu taraftadır.

Kanalın üst ucundan yukarıdaki protonlardan biri motorun içine alınarak protonların az olduğu ortama bırakılır. Kanal vasıtası ile gerçekleştirilen bu yer değişimi sırasında büyük bir elektriksel potansiyel farkı yani enerji ortaya çıkarır. İşte ATP sentaz motoru bu enerjiyi kaynak olarak kullanıp ATP Sentaz molekülünün zara yapışık kısmının dönmesini sağlar. Bu dönme hareketi ortadaki şaft aracılığı ile aşağıdaki işlevsel kısma aktarılarak buranında ayrıca dönmesi sağlanır.

 

ATP Sentaz Motorundaki Dönme Hareketinin Sırrı

Protonların yer değiştirmesi motorun dönmesini sağlamanın da ötesinde çok büyük bir enerji potansiyeli ortaya çıkarır. Bu enerji potansiyeli canlıların ihtiyaç duyduğu ATP formuna nasıl dönüştürülmektedir?

Hatırlarsanız motorun alt kısmında bir daire şeklinde sıralanmış 12 tane c alt-birimi vardı. Bunlardan iki tanesi a alt-birimiyle bağlantılıdır. Bir proton a’daki kanaldan girerek, c biriminde bulunan “aspartik asit aminoasit” isimli kimyasal maddeye bağlanır. Bu da tüm yapıda büyük bir değişime yol açar: 12 tane c’den oluşan halka 30o döner. Bu sırada da 12. birimden gelen proton 360o döndükten sonra salınarak dışarı bırakılır. Kanaldan 4 proton girdiğinde, içeri girdiğinde γ birimi 120o dönmüş olur. Bu da β birimlerinde bir şekil değişikliği yaratır ve 1 ATP sentezlenmiş olur. 4 proton başına bir ATP, ya da 12 tane c biriminin 360o dönüşünden 3 ATP sentezlenir.

Sonuç olarakşöyle söyleyebiliriz: Motorun alt ve üst kısımlarında öyle hareketler ayarlanır ki, bir dizi kimyasal maddenin uygun bir açı ve sıralama ile bir araya gelmesi sağlanır. Bu sayede kimyasal maddeler arasında bazı özel bağlar oluşturulur. En sonunda da ADP’ye bir fosfat atomu daha bağlanarak, ATP yani canlıların ihtiyacını duyduğu enerji paketçiği elde edilmiş olur.

 

ATP sentaz Motoru Tesadüfen Meydana Gelebilir mi?

Mikroskobik bir alana yerleştirilmiş olan bu mekanizmalar nasıl oluşmuştur? Motoru oluşturan moleküller bu özellikleri nasıl kazanmışlardır? Hücre, içindeki bu bağımsız motor sistemi nasıl ortaya çıkmıştır? Motor Darwinistlerin iddia ettikleri gibi, bazı rastlantılar sonucu aşama aşama meydana gelebilir mi?

Gelin bu soruyu şöyle bir senaryo ile somutlaştıralım: İçinde pek çok elektrik ve mekanik aksamın bulunduğu bir hırdavatçı düşünün. Raftaki dişlilerin yuvarlanarak mile takılması, kenardaki bobin tellerinin motorun içinde sarım haline gelmesi, elektrik anahtarı ve kablolarının kendiliğinden motorun güç kaynağını oluşturması mümkün olabilir mi?

Şüphesiz böyle bir senaryonun saçma olduğunu anlamak için elektrik veya makine mühendisi olmak şart değildir. Tıpkı, ATP sentaz motorundaki hareket sisteminin tesadüfen oluşamayacağını anlamak için biyokimyacı olmanın şart olmadığı gibi.

 

ATP Sentaz Motoru Allah’ın Bir Yaratılış Örneğidir

Allah ATP sentaz motorunu tamamen birbirine bağlı işleyen mekanik bir sistem şeklinde yaratmıştır. Mekanik sistemleri tasarlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü kurulacak sistemdeki tüm elemanların sayısı tam gerektiği kadar olmalı, hepsinin bütün özellikleri tam olmalıdır. En ufak bir eksiklik, sonucu olumsuz yönde etkileyebilir.

Motordaki hareket sisteminin başarılı olarak çalışması için elemanların yapısal özellikleri de son derece önemlidir. Bu özelliklerdeki bir fazlalık veya eksiklik sistemi başarısız kılabilir. Sözgelimi iki ana kısmı bağlayan şaftın oluşturan bağlar, üzerindeki gerilimi kaldıramayacak kadar zayıf olsaydı, motorun ilk hareketinde kopar, bu da her iki kısmın birbirinden ayrılmasına neden olurdu. Ancak böyle olmaz, şaftı tam gereken özelliklerdedir, şaftı oluşturan atomlarda aralarındaki bağlar da…

b2 kanalı olmasaydı veya proton taşınamayacağı için motor çalışması için gerekli elektrik yükünü temin edemediğinden enerjisiz kalacak ve hiç çalışamayacaktı. Kanalın bağlı olduğu, stator isimli 5 parçadan oluşan a bölümü hiç olmasaydı veya 4 parçadan oluşsaydı kanal yine görevini yerine getiremediğinden yine çalışamayacak, hücrelerimizde enerjisiz kalacaktı.

Bunlar motorun sağlayan kompleks sistemdeki detaylardan sadece birkaç tanesidir. Sistemdeki herhangi bir eksiklik veya hata durumunda, motor yavaş çalışarak enerji ihtiyacını karşılayamayabilir veya hiç çalışmaz hatta ilk hareketinde dağılıp gidebilirdi. Alt kısımda her bir protonun ne kaç derece dönme yaratacağı bu dönmenin ne kadar ATP üreteceği hücre için hayati özelliklerdir. Dolayısıyla sistemde en ufak bir hataya yer yoktur. Bütün bunlar motorun yapısındaki mükemmelliği ve kompleksliği göstermek için yeterlidir.

 

Motorun içindeki parçaların  Sayıları ve Özellikleri Tam Olması Gerektiği Gibidir

ATP sentaz motorunun işlevsel kısmı 3, bazal kısmı ise 5 farklı polipeptitten oluşur. Her bir polipeptit ise sayısı 10 ile 100 arasında aminoasidi içeren dev kimyasal zincirlerden meydana gelir. Ekranda bir aminoasidin kimyasal formülünü görüyorsunuz. Ne kadar çok atom, ne kadar karmaşık bir sırayla dizilmiş değil mi?

İşte bunlardan yüzlercesi yan yana geldiğinde motoru oluşturan parçalardan tek biri meydana gelebiliyor. Görüldüğü üzere motorun işlevini yerine getirebilmesi için atomların olmaları gereken sayıda ve gereken yerde yerleşmiş olmaları şarttır. Bu durum, "zaman içinde oluşum" gibi evrimci senaryoların anlamsızlığını açıkça ortaya koyar. Bununla birlikte, motoru oluşturan yapının bir anda yaratıldığını da gösterir.

Tüm bunların yanında motorun konumlanması ile ilgili bir özelliği de evrimcilerin iddialarının mantıksızlığını açıkça ortaya koyan örneklerden biridir.

 

Bizim Yapamadığımızı Bir Hücre Yapabilir

Bir hücre ADP’nin enerji kaynağı olarak yetersiz olduğunu buna bir fosfat ekleyerek enerji paketi yapabileceğini nereden bilir? Dahası fosfat atomunu temin etmek bir yana fosfat atomunu görerek nasıl tanıyabilir?

Önünüze çeşit çeşit toz metal konduğunu ve bunların hangi metaller olduğunu teşhis etmenizin istendiğini düşünün. İsabetli bir seçim yapabilir misiniz?

Bu konuda eğitim görmüş bir insan değilseniz böyle bir seçimi yapmanız mümkün değildir. Ama sizin gibi şuurlu bir insanın yapamadığı bu işlemi, bedeninizdeki yaklaşık 100 trilyon hücrenin her biri, hiç zorlanmadan, düşünmeden, hesap etmeden rahatlıkla yapabilmektedir. Üstelik bu yeteneğe yalnız sizin hücreleriniz değil, yeryüzünde şu ana kadar yaşamış olan ve şu an yaşamakta olan milyarlarca insanın her birinin trilyonlarca hücresi de sahiptir.

Bedeninizdeki bir hücre vücut içinde ihtiyacı olan fosfatı rahatlıkla seçebilir ve kullanmak üzere ADP’ye uygun şekilde ekleyebilir. Aynı şekilde demiri, azotu, oksijeni, sodyumu, potasyumu ve diğerlerini her an kolaylıkla tanıyabilir, kullanmak üzere toplayabilir veya fazlasını tespit edip depolayabilir. Hatta gerektiğinde ihtiyaç fazlası ürünleri hücrenin dışına atabilir.

Burada durup düşünün. Hücre dediğimiz varlık proteinlerden, moleküllerden, atomlardan oluşan, milimetrenin binde biri büyüklüğünde bir yapıdır. Bu varlığın elleri, kolları, gözleri, kulakları, beyni yoktur. Bu varlığın sizin gibi bir şuuru da yoktur. O halde bu seçimi nasıl yapmaktadır?

Bu seçim hücrelerinizin her birine Allah tarafından ilham edilmektedir. Kör ve şuursuz atomlara, keskin bir görüş ve şuur gerektiren seçim yeteneğini veren sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Allah'tır.

 

Yeryüzüne Yaşam Veren İstisna: Ters Konumlandırılmış Motor

İnsan hayatında çok önemli yeri olan bitkiler, 500 binden fazla çeşidiyle Allah'ın insanın faydasına sunduğu sınırsız bir hazinedir. Çarpıcı güzellikteki manzaraların, etkileyici kokuların ve göz alıcı renklerin kaynağı da yine bitkilerdir. Ancak bunların ötesinde soluduğumuz tertemiz havanın, hayatta kalmak için ihtiyacımız olan besinlerin, kullandığımız enerjinin kaynağı bitkilerdir.

Bitkiler bu enerjiyi bizlere fotosentez isimli işlemi gerçekleştirmeleri sayesinde verirler. Yani bitkiler fotosentez yapamasaydı yeryüzünde bugünkü gibi bir yaşam asla var olamazdı. İşte bu nedenle ATP sentaz motoru bitki hücrelerinde fotosentez işleminin gerçekleştirildiği kloroplast adlı organelin zarında yer alır.

Kloroplastlardaki motorun konumu, mitokondrilerdekinin tam tersidir. Çünkü kloroplast zarının üst kısmında; dışarıda proton yoğunluğu dışarıda az iken iç kısımda fazladır.

Eğer bu konumlandırma mitokondrilerdeki gibi olsaydı, ATP Sentazlar protonlardaki bu yoğunluk farkını kullanamayacak, bitki hücresi enerji üreterek asla fotosentez işlemi yapamayacaktı. Bugün yeryüzünde yaşam varsa bu, ATP sentazın Allah’ın sonsuz ilminin bir tecellisi olarak ters konumlaması sayesinde olmaktadır.

 

ATP Sentaz Motorunu sonsuz ilme sahip olan Yüce Allah yaratmıştır

200'den fazla proteinin birleşerek bu özellikleri tam olarak sağlayabilmesi için tam olmaları gereken yerde ve tam olmaları gereken sırada ortaya çıkmış olması şarttır. Bu durum, "zaman içinde oluşum" gibi evrimci senaryoların anlamsızlığını açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, tüycükleri oluşturan yapının bir anda yaratıldığını da göstermektedir.

Bu makale boyunca ele aldığımız bu mikroskobik motorun her detayı ayrı bir mühendislik ürünüdür ve moleküler motorları yaratanın varlığını kanıtlar, aklını ve ilmini bize tanıtır. Hücrelerimizde tecelli eden bu üstün ve benzersiz akıl Yüce Allah'a aittir. Allah her varlığı mükemmel ve benzersiz olarak yaratmıştır. Bunlar üzerinde düşünmek insanın Allah'ın yüceliğini kavramasında önemli bir vesile olacaktır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım?
Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz.
Günahkâr olan bir başkasının günah yükünü taşımaz.
Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir.
O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."

(Enam Suresi, 164)

 

Referanslar:
(1) http://www.ks.uiuc.edu/Training/SumSchool/2004/materials/lectures/Day5/Fri12.pdf
(2) Tanrının Saklı Yüzü, Gerald L. Schroeder, Gelenek Yayıncılık, Nisan 2003, İstanbul

Anket

Sitede hangi konuya daha çok yer verilmesini arzu edersiniz?

Ayın Sorusu

"Evrim Teorisi Neden Bilimsel ve Geçerli Bir Teori Değildir?"


Haberler


Türkine'nin yeni kanalı A9 yayına başladı. A9, hayata bakışınızı değiştirecek!

Frekans: 12525 / 30000 / V (dikey)

Sizin İçin Seçtik

Çizgi Roman 2.Bölüm


Kahramanlarımızın maceraları yeni bölümde kaldığı yerden devam ediyor.


Çizgi Roman 1. Bölüm


Kahramanlarımızın maceralarını, çeşitli yaratılış delilerine şahit olarak takip edebilirsiniz. 


Mavi Gezegen Dünya

Üzerinde Yaşadığımız Gezegenin Tüm Sırlarını Bu İnteraktif CD'den Öğrenebilirsiniz.

Kitap

Bilimin çökerttiği Evrim Teorisi, şimdi propaganda yöntemlerinin de deşifre edilmesiyle yepyeni bir çöküş daha yaşıyor.


Üye Olun

Sitemize son eklenen haberlerden haberdar olmak için, üye olun..