Ahtapottaki Anne Şefkati Ve Fedakârlık Örneği

Pasifik Okyanusu’nun soğuk sularında boyu dört metreyi geçen dev ahtapotlar yaşar. Bu ahtapotlar bu sularda, kendilerine güvende olacakları bir yuva ararlar ve aradıkları yeri bulduklarında yaşamlarının sonuna kadar burada yaşarlar.
Bu yuva ahtapotun yavrularını güvenle dünyaya getireceği bir yerdir. Anne ahtapot yuvasına yerleşir yerleşmez yumurtlamaya başlar. 100.000 bin kadar yavruyu dünyaya getirdikten sonra bir daha yavrulamaz.
Devamı...Hayvanlar Alemi








İnsanların modern ve büyük şehirlerde konforlu bir hayat sürebilmeleri için özel tesisler kuruludur. Bu tesislerden bazıları enerji üretimi, atık arıtma ya da geri dönüşüm sistemleridir. Planlamacılar ve mühendisler şehirlerin ihtiyacına yönelik bu gibi tesisleri belirleyip inşa etmek için sürekli çalışırlar. Son derece gelişmiş ve karmaşık sistemlere sahip tesislerin yokluğunda ya da bir arıza olması durumunda tüm şehir kısa sürede yaşanmaz hale gelebilir.
Işığın hızı saniyede 300.000 kilometredir. Bu, Einstein’ın ünlü E=mc2 formülünde c ile gösterdiği bir sabitedir. Bu formülde “E”, yıldızlardaki termonükleer reaksiyonlarda madde enerjiye dönüştürüldüğü zaman ortaya çıkan enerjiyi simgeler. Eğer ışık küçük bir ölçekte şimdikinden daha hızlı olsaydı, termonükleer reaksiyonlarda, şimdikinden on binlerce kat daha fazla enerji üretilecekti.
Avustralya’da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağaların kullandığı olağanüstü üreme yöntemi, Allah'ın canlıları ne denli üstün tasarımlarla yarattığının bir örneğidir. Dişi Rheobatrachuslar, döllendikten sonra kendi yumurtalarını yutarlar. Ama bu yumurtalarla beslenmek için değil, onları korumak için.
Alyuvarlar, miktar bakımından diğer kan hücrelerine göre çoğunluktadır. Yetişkin bir erkeğin damarlarında 30 milyar alyuvar yüzer. Bu sayıdaki alyuvarlarla bir futbol sahasının neredeyse yarısı kaplanabilir. Kanımıza, dolayısıyla tenimize renk veren hücreler alyuvarlardır.
Yaşamın Mars'tan Dünya'ya gelmiş olabileceği senaryosu, milyarlarca yıl önce Mars'tan kopup gelen meteorların bazı bakteriler taşıdığını, yeryüzünde hayatın tohumlarını bu bakterilerin attığını varsaymaktadır. Oysa bilimsel kanıtlar değerlendirildiğinde bu iddiaların tutarsız olduğu ortaya çıkmaktadır.



Bilimin çökerttiği Evrim Teorisi, şimdi propaganda yöntemlerinin de deşifre edilmesiyle yepyeni bir çöküş daha yaşıyor.

